| AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA | |
|
Acargül - Çabuk açan gül Acargün - Güneşin parlak olması Acarşen - Sevimli ve neşeli Açangül - Güzel açan gül Adalet - Hak ve hukuka uygunluk Âdile - Doğruluktan ayrılmayan Açelya - Çeşitli renklerlerde açan bitki Afet - Çok güzel kadın Afife - Namuslu, iffetli, temiz ve doğru Afra - Beyaz toprak Ağaça - Melike, hakan eşi Ağanbegüm - Gökyüzüne yükselen prens Ahu - Güzel, zarif ve güzel bakışlı ceylan ve karaca Ajda - Düz olmayan, üzeri çentik çentik , delik delik olan Akgül - Ak tenli ve güzel, beyaz gül Aknur - Ruhani ışık Aksel - Sel gibi ak Aksu - Temiz, pırıl pırıl su gibi Alev - Aşk ateşi, sevda Algül - Kırmızı gül Algün - Kızgın ısıtan güneş Alime - Bilen, Okumuş Aliye - Yüksek, üstün ve aziz olan Anıl - Hatırlama dileği Arzu - İstek, özlem, dilek Asena - Dişi kurt, güzel kadin Asime - Namuslu, iffetini iyi koruyan Aslı - Orijinal Aslıhan - Han soyundan gelen, soylu kişi Asu - Azgın, huysuz, yaramaz ve haşarı Asude - Rahat, huzurlu, sesiz ve sakin Asuman - Gök, sema, gökyüzü Asya - Kıta adı Ayben - Parlak güzel yüzlü Aybike - Ay gibi güzel kız Ayça - Hilal Aydan - Ay parçası, Ay gibi güzel Ayfer - Parlak yüzlü güzel, ay ışığı Aygül - Gülen ay Aygün - Ayın aydınlattığı gibi Ayla - Ayın ve kimi yıldızların ışıklı çevresi Aylin - Ayın çevresinde ışıklı daire, ay evi Aynur - Ay ışığı Aytül - Ay parlaklığı Aysel - Ay gibi parlak, ışıklı ve güzel olan Aysen - Sen aysın, ay gibi güzelsin Aysu - Ay gibi parlak, berrak su Aysun - Ay gibi parlak ve güzelsin Ayşe - Hz. Muhammed'in eşi Ayşegül - Gül renkli vanlı ve güzel Ayşen - Sevimli ve neşeli Ayşenur - Nur gibi parlak, ay gibi güzel Ayten - Ay gibi beyaz tenli Azime - Güçlü ve dayanıklı Azra - Medine kenti, ayak basılmamış kum Azize - Aziz olan, saygın, sevgili |
|
| BBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBB | |
|
Bahar - Dört mevsimden biri Bahanur - Değerli ışık Bahriye - Cömert, gönlü geniş, verimli Bahtınur - Geleceği aydınlık Banu - Hanım, hatun, bayan Banugül - Gül gibi açan, ilgi çeken Başak - Ekin taneleri Bedia - Eşi benzeri olmayan Bedihe - Başlangıç, güzel söz Bediz - Açık belli, görünen süs Bedriye - Dolunay Begüm - Hanım, saygıdeğer Behice - Güzel, güleryüzlü, şirin Behire - Güzel soylu Behiye - Güzel, ilgi çekici Beynan - Güleç, güleryüzlü Belgi - Bir şeyi benzerinden ayıran özellik Belgin - Belirgin, açık Beliz - İşaret, iz, nişan Belkıs - Akıllı ve tedbirli kadın, Seba melikesi Belma - Durgun su Betül - Namuslu, temiz, ayrı kök salan fidan Berna - Genç, güzel, yiğit Berrin - Yüce, yüksek Beyhan - Aklından geçeni söyleyen, sır tutmayan Beyza - Çok temiz, parlak, günahsız |
|
| CCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCCC | |
|
Can:
Yaşam; ruh; güç, dirlik; birey, kişi insanın kendi varlığı; sevgili |
|
| ÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ | |
|
Çaba:
Bir işi yapmak için harcanan güç
Ceren: Çöllerde
yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif
hayvan
Cıvıltı: Ufak
kuşların, civcivlerin ötüşürken çıkardıkları tatlı ses Coşkunay: Sel gibi coşan ve Ay gibi güzel olan |
|
| DDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDD | |
|
Dal:
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri Dalince: Dal gibi ince yapılı, narin, ince dal Damla: Yağmur ya da bir sıvInın, çok küçük parçası Defne: Anayurdu'da güzel kokulu, yaz kış yeşil kalan bir ağaç Değer: Bir şeyin ya da bir kimsenin taşıdığı yüksek nitelik Demet: Ekin, çiçek gibi bitkilerin bir bölümünün bir arada bağlanmış biçimi Deniz: Yeryüzünün büyük bir bölümünü örten, derin ve çok geniş tuzlu su Denizhan: Deniz gibi geniş ve han, sultan gibi güçlü Derin: Derinliği olan; Çok içten gelen ve içe işleyen Devin: Hareket; hareket et, hareketli ol Devrim: Kısa zaman içinde, önemli niteliksel değişmelere yol açan devinim Dicle: Büyük bir ırmak Diclehan: Dicle Irmağı'nın ve eski Türklerde kağana bağlı küçük devlet başkanı demek olan "han" sözcüğünün oluşturduğu birleşik sözcük Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe; dağların en yüksek yeri; doruk, yayla, dik yerdeki orman; Dilay: Göğe ışık saçan Ay kadar güzel Dilege: Güzel konuşan kimse Dilek: Dilenilen şey, istek Diler: Dileyen,isteyen Dilmen: Dilci, dil bilen Dinçay: "Güçlü, gücü ve sağlığı yerinde olan" anlamına gelen "dinç" sözcüğü ile AY Dinçel: Güçlü el. Diniz: Sessiz, durgun, dingin, sakin Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç Diril: "Dirilmek"ten buyruk; el dokuması bez Dirim: Canlılık, dirilik, sağlık, yaşam Doğa: Canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü; Kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; yaratılış Doğanay: Doğmuş olan Ay, yeni doğan Ay (genellikle ayın birkaç günü içinde doğan çocuklara verilir) Doğangün: Doğmuş olan gün, yeni doğan Güneş (Güneş doğarken doğmuş olan çocuklara verilir) Doğay: Ay gibi doğ, Ay olarak doğ; doğa, tabiat Doğu: Güneş'in doğduğu yön Dolunay: Ay'ın dolun durumu, Ay'ın bütünüyle parlak olduğu zamanki hali, Ay'ın her ayın ortalarında aldığı dolgun görünüm Domurcuk: Çiçek verecek olan gonca; bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap çiçek ya da birçok yaprak olan kabartı, tomurcuk Dora: Bir dağın en yüksek yeri, doruk Doruk: Bir dağın, bir tepenin, yüksek bir yerin, tepesi, en yüksek yeri Duru: Bulanık olmayan, açık, temiz Durugül: Arı duru ve gül gibi güzel Durusel: Bulanık olmayan sel Durusu: Bulanık olmayan, dalgasız, pırıl pırıl ve dibi görünen su; temiz su Duygu: Iyi ve güzel şeyleri sevebilme, onları duyumsayabilme yeteneği; Anımsanacak duyuş; gönülden uyanan yankı ya da tepki; duyumsama Duygun: Çok duygulu, duyarlı Duysal: Duyularla ilgili olan, duygulu, duygusal |
|
| EEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE | |
|
Ece:
Kral karısı ya da krallığı yöneten kadın, kraliçe Ecegül: Gül gibi güzel kraliçe Ecehan: Ece, kraliçe Ecem: Benim olan ece, kraliçem Ecer: El değmemiş, yeni, güzel, acar Ediz: Çok değerli, ulu, yüce, yüksek, doruk Ekim: Toprağa tohum ekme işi, ekmek eylemi ve biçimi Ekin: Tahılın harman oluncaya değin aldığı durumun tümüne verilen ad; buğday Ela: Sarıya çalan kestane rengi, ala Elçim: Deste, demet, tutam Eldem: Uysal, uyumlu; içten Elgin: Başkalarını seven; evinden ocağından uzak düşmüş Eliz: Yabancı yerdeyiz, yabancıyız Emet: Bolluk getiren, bolluk, bereket Engin: Ucu, bucağı görünmeyecek denli geniş; Enginay: Aşağılara doğru inmiş Ay, engine inmiş Ay Enginiz: İnmiş iz; engindeki iz Enginsu: Açık deniz Enmutlu: Mutluluklar içinde en mutlu olan Erdem: Iyilikçilik, acıma, alçak gönüllülük, doğruluk gibi niteliklerin genel adı Erdemay: Erdemli ve Ay kadar güzel Erdemli: İyilikçi, alçak gönüllü, doğru; kendisinde iyi nitelikleri kendinde toplayan Erden: El değmemiş, kız Erdenay: Yeni Ay, el değmemiş Ay Erdi: Tanrı'ya ulaştı, veli oldu; geldi, ulaştı, yetişti erişti; başakları olgunlaşmış ekin Eren: Kendini Tanrı'ya adamış, Tanrı'ya ulaşmış, ermiş; ulaşan, yetişen Erenay: Yetişip gelen Ay Erendiz: Güneş'e yakınlığı yönünden beşinci olan, dokuz uydusu bulunan en büyük gezegen Erengül: Ermiş, yetişmiş, açmış gül Erengün: Ulaşıp gelen gün Erensu: Ermiş gibi ve su gibi aziz olan Ergi: Iyi bir şeye erişme durumu; erişme Ergim: Eriştiğim, ulaştığım, benim olan ergi Ergin: Olgunlaşmış; haklarını kullanabilecek yaşa gelmiş, büyümüş Erginay: Dolgun Ay, dolunay Ergül: Erken açmış gül; erken gülesin, erken mutlu olasın Ergülen: Erken gülen, gülmekte, mutlulukta geç kalmayan Ergüler: Erken mutlu olur, erken güler Erinç: Hiçbir eksiği, hiçbir acısı ve üzüntüsü olmama hali, dirlik Eriş: Erme biçimi; ereğine ulaş, isteğin yerine gelsin Eriz: Erken açılan iz, erken açılan yol Erkinay: Özgür Ay, özgürce dolaşan Ay Ersin: Beklediğine ulaşsın, uzun ömürlü olsun, yetişsin, gelişsin; güzel kokulu bir bitki Esen: Vücutta hiçbir eksikliği olmayan, sağlıklı; sağlığı yerinde olan, esmekte olan yel Esengül: Sağlılı gül Esengün: Sağlıklı gün Eser: Esme işini yapar, rüzgarlanır Esim: Esme işi, rüzgarın esişi, esinti Esin: Içe doğan şey, bir şeyi yaratmaya yönelten güzel duygu; tatlı tatlı esen yel, esinti Esmen: Esici,esen Eti: Anadolu'da büyük uygarlık kuran Orta Asyalı bir ulus, Hitit Evcimen: Evi yaşanacak bir yuva yapan, evine ve ev işlerine çok bağlı, evi çekip çeviren Evin: Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü; çok taneli başak; burçak başağı; ürün, tanelenmiş ürün cevher, öz Evrim: Kendiliğnden oluşan değişim, dönüşüm Evşen: "Evi şenlendiren", "evin neşesi, şenliği Eylem: Bir değişiklik doğurabilecek etkili davranış; yapılan iş Eylül: Güz aylarından biri, yılın dokuzuncu ayı Ezgi: Kulakta haz uyandıran ses dizisi uyumlu ses; müzikli ses, şarkı, türkü Ezgü: İyi (kimse), iyilikçi |
|
| FFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFF | |
|
Fadik: Fadime, Fatoş,
Fatuş Fahime: Büyük, yüce, itibarlı, saygın, anlayışlı Fahriye: Faziletli, şan ve şeref sahibi Faika: Manevi cihetten üstün olan, yüce ve seçkin Farise: Anlayışlı, duygulu, maharetli Fatma: Çocuğunu sütten kesen kadın Fatmagül: Gül yüzlü
Fatmanur: Nur yüzlü Fazilet: İnsanın tabiatındaki bütün huylar, erdemli, ilim ve irfan sahibi Feray: Ayın ışığı Ferda: Gelecek zaman, yarın, öbür dünya ve ahiret Ferhan: Sevinçli, mutlu, şair Feride: Eşsiz üstün, biricik Ferhunde: Mübarek, kutlu ve ugurlu Fetanet: Çabuk kavrayış, zihin açıklığı Fevriye: Birdenbire düşünmeden yapılan Feyza: Bolluk, çabuklum, taşıp akmak Figen: Yaralayan, kıran, düşüren Fikriye: Fikirle ilgili, düşünülerek oluşkurulan, düşünceli, fikirli, akıllı
Firdevs: Cennet, cennet bahçesi, bahçe, bostan Firuze: Açık mavi değerli bir taş
Fitnat: Çabuk kavrayış, zihin açıklığı Faruzan: Parlak, parlayan, parlayıcı Füsun: Büyüleyici, şaşırtıcı ve sihirleyici güzelliğe sahip olan |
|
| GGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGGG | |
|
Gamze: Süzgün bakış, göz kırpma, çene veya yanaktaki çukur
Gelincik:
Kırmızı ve büyük çiçekli bir kır bitkisi Göksin: Gökkuşağı, renkli
Göksu: Türkiye'nin birçok yerinde akarsu adı,
mavi su Gönül: Kalp, arzu Gözde: Göze giren, beğenilen, sevilen kimse Gül: Pek çok türü olan kokulu bitki Gülay: Güllerin açtığı ay, gül ve ay Gülbahar: Baharın gül, gül ve bahar Gülbanu: Gül gibi kız Gülcan: Gül gibi güzel, sevimli Gülçe: Güle benzer, küçük gül Gülçin: Gül toplayan, gül deren Güldane: Gül gibi açan |
|
| HHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH | |
|
Habibe: Sevgili, dost, sevilen Hacer: Taş, kaya, Hz. İsmail'in annesinin adı Hadiye: Doğru yol gösteren, hidayete erdiren rehber,mürşid Hafize: Muhafaza eden, koruyan, ezberi kuvvetli olan Hale: Bazen güneşin veya ayın etrafında görülen ışıklı daire Halide: Sürekli, sonsuz, ebedi Halime: Yumuşak huylu, sert olmayan, Peygamberin süt annesi Halise: Hilesiz, katkısız, saf, temiz, içten, samimi Hamide: Övalmeye değer, hamdeden, şükreden Handan: Gülen, sevinçli, güleç Hande: Gülme, gülüş Hanife: İslam dinine sımsıkı bağlı olan Hasene: Güzel, hayırlı iş Hasibe: Değerli, saygın, soyu temiz, şerefli Hatice: Erken doğan kız çocuğu Hatime: Son, nihayet Havva: Esmer kadın, Adem'in eşi Hayriye: Hayırsever, iyiliksever
Hepgül:
Yaşam boyu gül, yaşam boyu mutlu ol, mutluluk içinde yaşa
Hicran: Ayrılık, ayrılığın verdiği acı, keder Hilal: Ayın ilk günlerindeki şekli, yeni ay Huri: Cennet kızı, çok güzel sevgili Huriye: Cennetle ilgili, huriye benzeyen Hurrem: Sevinçli, güleryüzlü, şen, körpe Hülya: Hayal, vehim Hümeyra: Aklık, beyazlık, temizlik, Hüsna: En güzel kadın Hüsniye: Güzelliğe ait, güzellikle ilgili, güzel Hüveyda: Belirgin, apaçık, aşikar |
|
| IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII | |
|
Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında,
Batı Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek dağlar topluluğu
Itır: Güzel koku, güzel kokan bir bitki İclal: Büyüklük, büyültme, saygı gösterme
İçim: Bir yudumda
içilecek miktar; çok güzel çok alımlı, çok çekici demek olan bir içimsu
İlayda: Su perisi |
|
| LLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLL | |
|
Jale: Kırağı, çiğ Jalenur: Parlayan, ışıldayan çiy Julide: Karışık, karmaşık, birbirine girmiş |
|
| KKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK | |
|
Kadriye: Değerli, itibarlı, kıymetli Kamile: Tam, kusursuz, eksiksiz, olgun, kültürlü
Kanat:
Kuşların ve uçucu
böceklerin uçmalarını sağlayan organları Kerime: Cömert eli açık, şerefli
Kevser: Cennette bir havuzun adı, maddi ve manevi çokluk Kibariye
Köz: Içinde küçük kor
parçaları bulunan kül Kübra: En büyük anlamında peygamberin ilk eşi Hatice'nin lakabı |
|
| LLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLL | |
|
Lale: Yaprakları, uzun,
çeçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte, bir süs bitkisi ve onun çiçeği
Letafet: Güzellik, nezaket, yumuşaklık Lütfiye: Hoşluk ve güzellik sahibe olan. cömert |
|
| NNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNN | |
|
Naz: Kendini sevdirme
davranışı, nazlanma, cilve Nazlan: Naz yap, cilveli ol Nazlı: Naz yapan, cilveli, işveli Nazlım: Naz yapanım, işvelim, cilvelim, benim nazlım Nemutlu: Imrenilecek bir olgu dolayısıyla söylenen bir söz Neşe: Üzüntüsü olmamaktan doğan ve dışa vurulan sevinç Nice: Ne kadar, ne denli, nasıl, oldukça çok Nil: Afrika' da Akdeniz'e dökülen büyük ırmak Nilay: Nil ve Ay, Nil'e ışıklarını saçan Ay Nilgün: Nil ile Güneş, Nil Güneş Nilhan: Nil'in hanı Nilüfer: Durgun sularda yetişen, yaprakları yuvarlak ve geniş değişik renkte çiçekli bir bitki Nur: Aydınlık, parıltı, ışık Nural: Işıklı, ışıksal, ışıkla ilgili, ışıklan ışık al Nuray: Işık saçan Ay, ışıklı Ay Nurc Işık ile can, ışık ile yaşam, aydınlık yaşam Nurdal: Işık saçan dal, ışıklı dal, ışık dal Nurdan: Işıktan yapılmış Nurdoğan: Işık gibi güzel doğmuş olan ışık gibi doğan, doğan ışık Nurel: Aydınlık el, ışık el, eli ışıklı olan Nurgör: Işık gör Nurışık: Pırıl pırıl parlayan ışık, aydınlık ışık Nu Kanı ışıklı olan Nurkut: Işıklı ve kutsal olan, aydınlık ve uğurlu Nurol: Işık saç, ışık ol, nur gibi, gökkuşağı gibi güzel ol Nuröz: Işıklı öz, aydınlık öz, özü kendisi aydınlık kimse Nurperi: Işıktan yapılmış ve peri kadar güzel; güzel ışıklı peri Nursaç: Işık dağıt, ışık saç Nursal: Işıksal, ışıkla ilgili, ışık gibi, ışık gönder, ışık Sal Nursan: Işık veren ad, ışık saçan san, ışıklı san, ışıktan yapılmış ad Nurs Işık, ışıktan yapılmış sel Nurseli: Işık seli Nursen: Işık sensin, sen ışıksın Nursev: Işığı sev, ışık sev Nursevim: Işıklı ve sevimli Nursevin: Aydınlık ol ve sevin Nurşen: Işıklı ve şen, aydınlık ve yaşamından memnun; ışık ve mutluluk saçan Nurtopu: Işık yuvarlağı, bir top ışık gibi olan, çok güzel |
|
| OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO | |
|
Odil: O tatlı dil Oflaz: Çok güzel, güzel olduğu için sevilen Olca: Savaşta ele geçirilen mal Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih Olçum: Eli işe yatkın, becerikli, usta, yetenek Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili Oluş: Olma biçimi, var oluş Omay: Beğenilen, sevilen Omca: Bağ kütüğü Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk Onur: Kişinin kendi öz saygısı, iç değeri, insanın kendine olan saygısı kibir çalım kurum Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel Oray: Kent üstüne doğan, Ay, kentli Ay Orgül: Kent gülü, kale burcundaki gül Ortanca: Yaş bakımından büyükle küçük çocuk arasında bulunan Oskay: Neşeli, şen, sevinçli Oya: İğne, firkete, tığ, ya da mekikle yapılan, iprişimden önce dantel oya gibi güzel olan Oylum: Derinlik, bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, kıvrım, bukle Oytun: Kuytu yer, beğenilen, güzel kuytu yer, kendisinde kutsallık bulunan, kutsal |
|
| ÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖ | |
|
Öbek: Tomurcu, aynı
türden şeylerin oluşturduğu yığın küme Ödül: Iyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen şey armağan Öğe: Öke Öğet: Iyi, uygun, güzel Öğün: Güzelliğinle, herşeyinle, övün, kendini öv Öğünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, Övünme; kıvanç, övünç, sevinç Öğüş: Övme biçimi Öğüt: Bir kimseye yapması ya da yapmaması gereken şeylerle ilgili olarak söylenen söz Öke: Olağanüstü işler başaracak yetenekte kişi, çok yetenekli Önay: Ay'ın ilk günlerindeki durumu, ilkay Öney: Önde giden, ileri giden, önde olan Öngül: (İlk çocuk için) ilk gül, önde gelen gül, önde gelen Öniz: (İlk çocuk için) ilk iz, önceki iz Ören: Eski yapı ya da kent kalıntısı Örengül: Örende yetişen bir tür gül, ak gül, yaban gülü Örge: Süs, motif Övgü: Övme, övmek için söylenen söz Övgül: Övgüye değer, övülmeye değer, övülesi Övgün: Övülmeye değer, övgüye değer, övülesi Övgünç: Bkz. Öğünç, övünç Övül: Övülesin Övün: Kendinle, güzelliğinle övünmelisin, övünesin Övünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç, Öykü: romandan kısa düzyazı türü, hikaye Özal: Özü al, özü kızıl yalım rengi, al özlü, nar çiçeği özlü, öz al Özaltan: Özü kızıl sabah vakti, öz al renkli tan Özaltın: Özü altın, altın gibi içsel varlığı olan; halis altın Özant: Içten ant, samimi yemin Özarı: Özü temiz, temiz ve öz, öz ve arı Özay: Özü Ay gibi, gerçek ay, asıl Ay Özaydın: Özü aydınlık, içsel varlığı pırıl pırıl Özaytan: Özden Ay gibi doğan tan Özbal: Hiçbir katkısı olmayan bal, gerçek bal, katkısız bal,bal özü Özbek: Yürekli, doğru, Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyunun ve bu boydan olanların adı Özbil: Özünü bil; ayrıntıyı değil "öz" olanı bil, özü bil Özbilek: Özünü bilen, öz bilgili Özbilen: "Az ama öz" bilen, herşeyin özünü bilen Özbilge: Öz bilen bilgili kişi Özbilir: "Az ama öz" bilir, herşeyin özünü bilir Özcan: Özden doğan can Özdal: Küşinin özünden dal gibi doğan Özde: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan Özden: Yürekten, içten, candan; gerçekten; temiz soylu; özsu Özdener: Içten davranan kimse Özder: Kısa, öz şeyler Özderen: Öz derleyen Özdeş: Birbirine benzeyen, eşit nitelikli, özce eş Özen: Bir işi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme; istek heves Özenç: Özenme, imrenme, özen Özenay: Özenilmiş ay Özengül: Özenerek yetiştirilmiş gül özen gülü, istek gülü Özenir: Bir şeye özenen bir şeyi titizlikle, özenle yapan, özenen Özenmiş: Özenerek yaratmış Özge: Başka, başkası, el yabancı Özgen: Özü geniş, özgür, başkasının kölesi olmayan Özgönül: Özden ve gönülden Özgü: Özellikle biriyle ya da bir şeyle ilgili, belli bir şey de ya da kimsede bulunan Özgül: Özellikle bir türle ilgili olan; özü kendisi gül gibi olan Özgülay: Özelliği, özgülüğü olan ay; özü, kendisi güle benzeyen ay Özgülüm: Benim kendi gülüm Özgün: Bir benzeri olmayan yalnız, kendisine özgü nitelikleri taşıyan Özgünay: Benzeri olmayan Ay, güzel Ay Özgünel: Benzeri olmayan el, çok güzel el, eli çok güzel olan kimse eli özgün olan Özgür: Hiçbir kimseye, hiçbirşeye bağlı olmayan, başıboş olan, köle olmayan Özil: Özü yabancı, kendi ilimiz Özipek: Özü ipekten Özlem: Kavuşma isteği, bir şeye karşı duyulan istek, göreceği gelme Özlen: Görme isteği uyandırır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler Özlenen: Özlem duyulan, hasreti çekilen Özler: Görme, kavuşma isteği duyan, özleyen Özleyiş: Özlem duygusu özleme Öznil: Nil Irmağı'nın ta kendisi Öznur: Öz ışık, özü ışık Özperi: Gerçek peri, gerçek güzel, özü peri gibi Özpetek: Gerçek petek Özpınar: Gerçek pınar, gerçek kaynak Özsel: Öz yönünden, özle ilgili Özselen: Öz ses, öz bilgi, gerçek sel yatağı gerçek bolluk Özsu: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su Özün: Şiir gibi güzel olan, şiir Özveri: Kendinden bir şeyler verme işi, bir amaç uğruna kendi yararından vazgeçme Özyurt: Baba ocağı gerçek yurt, asıl yurt |
|
| PPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPP | |
|
Papatya: Baharda çiçek
açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı çiçekli bir kır bitkisi Parla: Parılda, pırıl pırıl aydınlık saç Parlar: Parıldar, pırıl pırıl eder, ışık saçar Pekay: Ay'a pek benzeyen; sert Ay, katı Ay; sağlam Ay Peköz: Sağlam öz, özü sağlam kimse Pekşen: Çok neşeli, çok şen Pelin: Yapraklarında ve öteki bölümlerinde acı, ıtırlı bir madde bulunan, birçok türleri olan bir bitki Pelit: Meşe ağacı ve yemişi Peren: Yaprakları gri yeşil ve tüylü, çobanyastığı da denilen bir bitki Petek: Arıların bal depo etmek için balmumundan yaptıkları düzgün altıgen biçiminde gözeler topluluğu Pınar: Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak Pırıl: "Pırıl pırıl" ikilemesinin tekil hali, ışıl Pırıltı: Parlayan bir şeyin çıkardığı ışık Pürçek: Bitkilerin saçaklı kökü ya da püskülleri; şakaklardan sarkan saç, zülüf, perçem Püren: Sarı, kırmızı ve çok güzel çiçekleri olan, ufak yapraklı, arıların çok sevdiği bir tür çalı |
|
| RRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR | |
|
Radife: Bir yıldızın
yakınında bulunan bir başka yıldız Rahşan: Parlayan, parlak, aydınlık Rana: Iyi, güzel, yumuşak, hoş Reyhan: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen Rezzan: Ağırbaşlı Ruhsar: Yanak, yüz, güzel yüz Rüçhan: Üstünlük, önderlik, üstün olma |
|
| SSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS | |
|
|
| ŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ | |
| Şanal:
Ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen Şanlı: Herkesçe iyi bilinen, ünü büyük, ünlü Şansal: Herkesçe tanın, ünlen Şen: Yaşayışından memnunluğunu davranışıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan, neşeli Şenay: Neşeli Ay Şenel: Neşelen, eğlen, şenlen, bakımlı hale gelesin, Şener: Şen kimse, şen kişi Şengil: Şen kimse, neşeli kimse, içtenlikli Şengül: Neşeli gül Şengün: Neşeli gün Şeniz: Hepimiz neşeliyiz, neşeli iz Şenkal: Neşeli ve şen kal Şenol: Neşeli, şen ol Şensoy: Neşeli soy, şen soy Şensu: Neşeli su, şen su Şölen: Eğlenmek ya da bir olayı kutlamak üzere, bir çok kimsenin biraraya gelip birlikte yedikleri yemek, yemekli eğlenceli toplantı |
|
| TTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTT | |
|
Tan: Güneş doğmadan
önceki alaca karanlık, sabah aydınlığı Tanalt Kızıl renkli sabah aydınlığı Tanay: Tan zamanı doğan Ay, çok güzel kimse Tanaydın: Tan vaktinin aydınlığı Tandoruk: Sabah aydınlığıyla aydınlanmış yüce dağ tepesi Tanelgin: Sabah aydınlığında yurdundan uzak düşmüş kimse Tangör: Sabah aydınlığını göresin Tangöze: Sabah aydınlığı ve kaynak Tangül: Sabah aydınlığının gülü, sabah aydınlığı ve gül Tangün: Tan Güneş'i sabah aydınlığının Güneş'i alacakaranlık, Güneş'i alacakaranlık gün Tangüner: Sabah aydınlığı alacakaranlık Tansel: Sabah aydınlığının seli Tanseli: Sabah aydınlığının seli Tansu: Insana şaşkınlık veren, akıl yoluyla açıklanamayan doğaüstü olay, tansık, mucize Tansuğ: Tansu Tanyel: Sabah aydınlığının yeli, sabahın çok erken saatlerinde esen yel Tanyeri: Güneş'in doğmak üzere olduğu sırada ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer Tanyıldız: Güneş doğmadan önceki alaca karanlıkta ışıyan yıldız, sabah yıldızı Tanyüz: Sabah aydınlığı kadar güzel yüz Taşan: Herhangi bir nedenle kabına sığmayan, coşan Tekay: Biricik ve Ay gibi güzel Tekçe: Biricik ve bir benzeri daha olmayan Tekgül: Biricik ve gül kadar güzel, biricik gül Tekil: Tekle ilgili, tek olan Teksin: Beceriksin, bir tanesin, eşin benzerin yok Tenay: Teni Ay gibi parlak olan, güzel tenli Tepe: Küçük dağ Terek: Kavak ağacı; asma Tezay: Çabuk giden ay Tezcan: Sabırsız, atılgan, canı tez Tezel: Eli çabuk, çabuk iş gören kimse Tezer: Ivecen, çabuk iş gören kimse Tezkan: Sıcak kanlı, hemen davranan Titiz: En ince ayrıntıya bile önem veren, temizliğe çok düşkün Toga: Küpe Togay: Dere kıyılarındaki sık çalılık, tokay, dolunay Tokay: Bkz. Togay Toköz: Gözü gönlü tok Tokurcun: Ekin demetleri yığını Tola: Dolu, içi boş olmayan, çalı, dal Tolga: Savaşta başa giyilen demirden yapılmış başlık, altın başlık, gümüş başlık Tolunay: Ay'ın en dolgun göründüğü zaman, ayın dördü, Ay'ın on dördü gibi, çok güzel, dolunay Tomris: İskit Türklerinin Kafkasya'da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı Tomur: Bitkinin çiçek ya da yaprak verecek duruma gelmiş filizi, tomurcuk Tomurcuk: Çiçek verecek olan gonca, bir bitkinin üzerinde bulunan, ilerde sap, çiçek ya da bir çok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk Topay: Top gibi olan Ay, yuvarlak Ay, dolunay Toprak: Üzerinde tüm bitkilere ve öteki canlılılara yaşam ortamı sağlayan, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla organik cisimlerden oluşan madde, arazi, tarla, kara, ülke Torgay: Tarlalarda yuva yapan, boz renkli, küçük, ötücü, kuş, çayır kuşu, tarlakuşu, Toygar: Turgay Toygar Torgay, Turgay Tulga: Savaşta başa giyilen demir başlık, tolga altın başlık, gümüş başlık Tulunay: Bkz. Dolunay,Tolunay Tumay: Sessiz, durgun, dingin Tuna: Karaormanlar'dan doğup Karadeniz'e dökülen ve Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna Tunadan: Tuna Irmağı'ndan Tunam: "Benim olan Tuna, benim Tunam Tunca: Meriç'in bir kolu Balkan Dağları'nın yüksek tepelerinden doğarak, doğuya doğru akar, Tuncam: Benim olan Tunca, benim Tuncam Tuncay: Tunçtan yapılmış Ay Turgay: Tarlalarda yuva yapan, boz renkli, küçük ötücü bir kuş, çayırkuşu, torgay, toygar Tutkun: Gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş Tutkunay: Çok seven ve Ay gibi güzel olan Tülay: Tülden yapılmış ay Tümay: Bütünlenmiş Ay, dolunay Tümcan: Bütün can, tümüyle can Tünay: Gece Ay'ı, gece doğan Ay, gece ve Ay Tünaydın: (Akşamüstü ve akşam vakti söylenen bir esenleme sözü) iyi akşamlar Türe: "Türemekten"ten buyruk, gelenek, görenek, töre Türel: Gelenek ve görenekle ilgili, türe ile ilgili , törel Türkan: Cengiz Han'ın gelininin adı T Türk'ün açtığı iz, Türk izi Türkmen: Oğuz Türklerinden bir boy ve bu boydan olan kimse; Türk'e benzeyen kimse
Türkü: Halkın kendine has muzigiyle dile getirdiği ezgi |
|
| VVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVV | |
|
Vahide:
Bağışlayan
Vecihe: Uygun güzel
Vesime: Yüzü güzel, süslü |
|
| YYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYYY | |
|
Yağan: Gökten yere
dökülen
Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri gelmesi
Yasemin: Beyaz, kırmızı ya da sarı renkli, kokulu çiçeklera çan bir
bitki
Yazgı: Kader
Yelda: Uzun, en uzun |
|
| ZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ | |
|
Zahide: Dinine baglı,dindar Zarife: Güzel, şık, nazik, ince, edalı Zehra: Yüzü beyaz ve parlak olan anlamında Peygamberin kızı Hz. Fatma'nın lakabı Zehrap: Acı su Zehre: Çiçek Zekiye: Günahsız, temiz, halis ve zeka sahibi Zeliha: Hızlı yürüyen
Zeliş: Zülehya
Zeynep: Güzel, süs,
tombul Zühal: Satürn gezegeni Zühre: Çobanyıldızı, Çolpan Zülal: Serin, hafif ve içimi güzel su, beyazlık Züleyha: Din kitaplarındaki Yusuf ile Züleyha öyküsünün kadın kahramanı |